Ankara hakkında herşey

Ankara hakkında herşey

Ankara hakkında herşey 61

Geçtiğimiz haftalarda ülkemizin başkenti olan Ankara‘da kültürel ve turistik anlamda geniş kapsamlı ziyaretlerde bulundum. Daha önceleri birkaç kez Ankara gitmiştim fakat kapsamlı olarak gezme fırsatı elde edememiştim. Bu yazımda sizlere Ankara’daki gezi rotamdan ve Ankara’nın üzerimde bırakmış olduğu etkilerden bahsedeceğim. Tabi biraz da etkileyici Ankara fotoğrafları… Ankara gezilerimi 1 hafta boyunca çeşitli günlerde gerçekleştirdim. Çünkü gitmemdeki tek amaç kültürel gezi değildi, akraba düğünümüz de vardı :) Fakat kafa karıştırıcı olmasın diye sizlere uygun güzergahlar halinde derleyerek sunacağım. Tekrar belirteyim, toplam 10 sayfa!

Herşey Yüksek Hızlı Tren ile başladı! Ankara’ya ulaşmak için İstanbul – Ankara arasında gerçekleştirdiğim yüksek hızlı tren yolculuğu gayet keyifliydi. Tabi yüksek hızlı dendiğine bakmayın; ara duraklar ve yapımı devam eden raylar nedeniyle sürekli durmak zorunda kalan trenler uzun bir süre istenilen yüksek hıza çıkamıyor.

Trenlerin İstanbul’daki başlangıcı geçici olarak Pendik’te. Zaten Avrupa Yakası’ndaki (Zeytinburnu) evimden Pendik’e ulaşmak yaklaşık 1 saatimi aldı, o da Marmaray ve Metro sayesinde. Diğer ilçelerde oturan kişilerin Pendik’e ulaşması biraz daha geç sürüyor. 4 saat de Pendik-Ankara arası sürdü. Yani yine otobüs yolculuğu ile eş değer bir zaman diliminde diyebiliriz.

Tren yolculuğu gayet iyiydi. Vagonlara ücretsiz Wifi hizmeti bile sunmuşlar. Fakat tek eksik koltuklarda USB girişinin bulunmamasıydı.

PARKLAR – KIZILAY – TURİZM OFİSLERİ

Ankara benim hayran kaldığım bir şehir. Diyeceksiniz ki İstanbul aşığı Fozdemir’e ne olmuş böyle? :) Olan oldu, İstanbul’un yeni sahipleri mahvetti güzel şehrimizi, artık İstanbul yaşanılabilir bir şehir olmaktan çıktı. Curcunanın içinden Ankara gibi bakımlı bir şehre geçiş yapmak beni oldukça huzurlandırdı. Başkentimiz oldukça düzenli ve temiz bir şehir. Özellikle parkları efsane. Gençlik Parkı, Kuğulupark, Dikmen Vadisi, Göksu Parkı, Harikalar Diyarı, Altınpark, Cemre Parkı… Hepsine gidemedim belki, ama az çok hepsi hakkında bilgi sahibi oldum. Belki bir sonraki gidişimde tamamını gezme fırsatı elde ederim. Ankara’nın denizi yok, ama bana kalırsa İstanbul gibi denize sahip birçok şehre fark atacak parklara sahip. Karasal iklimde nefes alacakları çok alan var, doğal güzellik hat safhada. Ana yollardaki ve caddelerdeki dev ağaçlar, yabancı ülkelerdeki dev bulvar caddelerini anımsatıyor adeta.

Kızılay denilen semt ise şehrin tam merkezi, Ankara’nın kalbi sayılır. Yani çoğu toplu ulaşım araçları ve ana yollar Kızılay’a çıkıyor mutlaka. Ankaralılar için ortak bir buluşma noktası da denilebilir. Kızılay’ın yakınlarındaki en popüler caddelerden biri de Karanfil Sokak. Bana çok cazibeli gelmese de Ankaralıların buluşma mekanlarından biri haline gelmiş.

Ankara Kızılay 001

Eğer Kızılay çevresindeki işlek şehir merkezinde insanların içine karıştığınız cıvıl cıvıl bir şehir turu düşünürseniz tavsiye edeceğim en iyi güzergah Kuğulu Park – Tunalı Hilmi Caddesi – TBMM – Kızılay Meydanı – Sıhhiye ve Ulus (Gençlik Parkı) olacaktır. Tabi dilerseniz siz ters yönde de tura çıkabilirsiniz :)

Ankara’ya birgün gidersiniz diye kısaca Turizm Ofislerinin konumlarından da bahsedeyim size. Kültür Bakanlığı’nın Turizm Ofisinin biri Tarihi Tren Garı‘nın içinde bulunuyor, diğeri de Ulus’taki Kültür ve Turizm Bakanlığında. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Turizm ofisine ise Ankara Kalesi’ndeki tarihi evlerde denk geldim. Bilgilendirme açısından Belediye’nin broşürlerini daha başarılı buldum. Bunlar benim eriştiklerim. Listenin tamamına ilgili kurumların resmi sitelerinden ulaşabilirsiniz.

ULUS – HEYKEL – ESKİ TBMM BİNALARI

Gezime ilk olarak Ulus’tan başladım. Çünkü Ankara’da gezilebilecek çoğu turistik mekan Ulus çevresinde. Ulus’tan yürüyerek çoğu tarihi yere gidebilmeniz mümkün.

İlk olarak Cumhuriyet Caddesi üzerinden Ulus Heykel meydanına doğru yol aldım. Bu yokuş yol üzerinde bizi ilk olarak 2.TBMM binası karşılıyor. Birkaç adım ötesinde ise 1.TBMM binası bulunuyor. İlk olarak Cumhuriyet Müzesi olarak kullanılan 2.TBMM binasına girdim. Müzenin yönetimi Kültür Bakanlığı’nda, yani Müzekart ile giriş yapmanız mümkün. İçerde Cumhuriyet kurulmasında aktif rol almış birçok şahsiyeti görebilmeniz mümkün. Başta Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere birçok önemli isme ait şahsi eşyalar ve bilgiler müzede mevcut. Atatürk’ün konuşma yaptığı ana meclis salonunun iç mimarisi beni kendine hayran bıraktırdı. Salonda Atatürk’ün konuşmasının yankılanıyor olması sizi ister istemez o tarihi dönemlere götürüyor.

Daha sonra biraz ilerdeki 1. TBMM binasına geçiş yaptım. Genel olarak bakıldığında 2. TBMM binası 1. TBMM’ye göre daha görkemli. Çünkü şuanda Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak kullanılan asıl 1. TBMM binası zamanında halktan gelen yardımlarla restore edilmiş ve apar topar meclis olarak kullanılmış. Zamanında meclis için kullanılabilecek en az maliyet gerektiren bina Ulus’taki bu binaymış. Uzun süre Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına tanıklık eden bina daha sonra bu ulvi görevini 2. TBMM binasına devretmiş. Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak kullanılan 1. TBMM binasının yönetimi TBMM Milli Saraylar’a ait. Bundan dolayı Müzekart geçmiyor. Fakat ücreti çok fahiş değil. İçeride fotoğraf çekimi yasak olduğu için size görüntüler sunamıyorum. Ankara’ya yolu düşen her Türk genci bu iki önemli tarihi binayı mutlaka ziyaret etmeli.

Ankara Ulus Heykel 001

1.TBMM’den çıktığınızda karşınıza tarihi bir Atatürk heykeli çıkıyor. Ankara’nın simgesi haline gelen bu heykel, zamanla çevresine yapılan binalar nedeniyle eski fotoğraflardaki havasını kaybetmiş.

ROMA HAMAMI – HACI BAYRAM-I VELİ CAMİİ – HAMAMÖNÜ

Yokuşu çıkmaya devam etmeden önce rotamdan biraz saparak yakınlardaki Roma Hamamı’na da uğradım. Hamam dediğime bakmayın, aslında Açıkhava bir Arkeoloji Müzesi. Bu tür Açıkhava Arkeoloji Müzesini geçen yıl Bandırma’dayken de görmüştüm, fakat bu biraz daha farklı. Şehirle iç içe ama şehirden bir hayli uzak. Bilmeyen biri o yolun kenarında, binaların arasında böyle bir apayrı dünyanın olabileceğini tahmin bile edemez bana kalırsa. Roma Hamamı günümüze kadar korunabilseydi, şuan Ankara için büyük bir tarihi değer olabilirdi. Fakat bu Açıkhava müzesinde sadece hamamın kalıntılarını görebiliyoruz. Üstelik hala birtakım arkeolojik çalışmalar da yapılıyordu.

Tekrar Atatürk Heykeli’ne geri döndüm ve yokuşa kaldığım yerden devam ettim. Hemen sol tarafta yeniden restore edilen Hacı Bayram-ı Veli Camii‘nin muazzam avlusu karşıma çıktı. Gerçekten muazzamdı, çünkü Ankara Büyükşehir Belediyesi burayı adeta dini bir cazibe merkezi haline getirmiş. Avluya eşlik eden tarihi Ankara Evleri, bilinen adıyla Hamamönü, avluya bambaşka bir ortam hazırlamış. Kuran sesine duyarlı havuz sistemi ise görülmeye değer.

Tarihi Ankara Evleri‘nin arasında kendinizi Safranbolu’da hissetmeniz mümkün. Safranbolu’ya henüz gidemedim, ama Ankara sayesinde gitmiş kadar oldum. Çoğu yerde bu tarihi evler karşıma çıktı. Yokuş yukarı Ankara Kalesi’ne doğru yürümeye devam ettim. Tabi bu bölgede iki tane görülmesi gereken müze var. Birincisi: Anadolu Medeniyetleri Müzesi.

Bu ödüllü müzede Anadolu’da yaşamış medeniyetlere ait kalıntılara ulaşmak mümkün. Biraz Arkeoloji Müzesi tadı var, ama asıl verilmek istenen mesaj Anadolu’da yaşamış medeniyetlerin kültürleri ve yaşayış şekilleri. Bu arada bu zamana kadar gördüğüm en gerçekçi Balmumu heykeli de bu müzede. (Yukarıdaki fotoğraf galerisine onu da ekledim) En ince ayrıntısına kadar düşünülerek yapılan bu balmumu beni oldukça etkiledi.

Bölgedeki bir diğer müze ise Çengelhan Rahmi Koç Müzesi. İstanbul’daki kadar muazzam ve büyük olmasa bile görülmeye değer. Yine bilindik bir Rahmi Koç Müzesi tadı var. Bu zamana kadar hiç Rahmi Koç Müzesi tadı almadıysanız mutlaka almanızı tavsiye ediyorum. Henüz buraya uğramamış Ankaralılar bile şehirlerinde böyle bir yer olduğu için şaşıracaklar. Müzenin orta kısmı restoran olarak kullanılıyor. Öyle tarihi ve modern bir havası var ki… Keşke tüm şehir böyle olsaydı diyesi geliyor insanın.

Burada biraz başka diyarlara sürüklendikten sonra, tekrar Türkiye gerçeklerine dönme vakti. Hedef: Ankara Kalesi

Ankara Kalesi 005

Doğallığına bırakılmış bir bölge diyelim. Yine kale içinde tarihi evleri görebiliyorsunuz fakat arka tarafı pek tekin yerler değil. Kale ziyaretlerinizi bu yüzden gündüz ve aydınlık vakitlerde yapmanızı tavsiye ediyorum. Kalenin içinde girdiğinizde hayatı futbol oynamak ve gelen turist kızlara “yanlışlıkla” top atmak zanneden birtakım mahalle delikanlısı sizi karşılıyor. Kalenin tepesinde efsane bir Ankara manzarası var. Burada tüm şehri görebilmek mümkün.

Kaleden çıktıktan sonra günlük gezimi de noktaladım. Yine bu bölgeye yakın Ulucanlar Cezaevi Müzesi de var. Fakat fazla vaktim olmadığı için orayı gezi rotamdan çıkarmak zorunda kaldım.

GENÇLİK PARKI – HARİKALAR DİYARI – LUNAPARKLAR

Müzelerden bahsetmeden önce Ankara’nın merkezi bir noktasında bulunan Gençlik Parkı’ndan söz etmeden geçmek istemiyorum. Şehrin simgesi haline gelen Gençlik Parkı, biz İstanbulluların asla göremeyeceği güzelliğe sahip. Yapay bir güzellik olabilir, ama bu derece büyük bir havuzu ben İstanbul’un bir yerinde görmedim. Ankara’nın Lunaparkları ise ayrı bir bomba, resmen lunapark cenneti. İstanbul’da gidilebilecek lunaparkları sayın desem 1 elin parmağını geçmez. En son bi Vialand’imiz açıldı da, paçayı kurtardık. Ankara’da lunaparkları ele alan bir firma var. Şehirde nerede park varsa adamlar orayı lunaparka çevirmiş. Ankaralılar eğlencenin tadını biliyor bana kalırsa. Şimdi Atatürk Orman Çiftliği’nin Kuzeybatı kısmında Ankapark isimli bir projeye daha başlamışlar. Yapım aşamasında şuan, ama görünen o ki Ankara Temalı Park konusunda da İstanbul’u sollayacak gibi.

Ankara’nın bir diğer önemli parkı ise Sincan’daki Harikalar Diyarı. Burada da çok hoş vakit geçirdim. Oldukça da büyük bir park, üstelik mangallı piknik yapmanıza da müsaade ediliyor. İstanbul’da böyle bir park olsa talan ederlerdi. Ankaralıların bu parka ilgisi biraz az gibi geldi. Çünkü adamlar parka doymuş, oturdukları semtin yakınında mutlaka böyle muhteşem bir mesire alanı vardır. Tutup da niye Sincan’a gelsinler ki? :) Bu arada Göksu Parkı, Mogan Gölü ve Gölbaşı’nda da aklım kalmadı değil, bir sonraki gelişimde parklarında da daha geniş bir zamanda keşfe çıkarım diye ümit ediyorum.

Bir başka gün Ankara için önemli olan iki büyük tarihi binayı ziyaret ettim. Birisi Devlet Resim ve Heykel Müzesi, diğeri de Etnoğrafya Müzesi. Şansımdan mıdır bilinmez, gökyüzü adeta benim için kendini bulutlara teslim etmişti. Bu benim için olumlu bir şans, çünkü bu tür havalarda Fotoğraf çekmeyi daha çok seviyorum.

Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nin en ilgi çekici detayı otomatik açılan giriş kapısı oldu benim için. Diyeceksiniz bu çocuk daha önce otomatik kapı görmedi mi? :) Elbette gördüm, ama buradaki bir başka, böyle tarihi bir yerde bu tür bir açılır kapı beklemiyordum. O yüzden biraz şaşırttı beni, gidince ne demek istediğimi anlarsınız.

Adı sanat kokan bu güzide müzenin içinde ayrı ayrı sergiler var. Fotoğraf ve heykel sanatının meraklıları için kaçırılmayacak bir fırsat denebilir. Bu tarihi binanın hemen yanında ise Etnografya Müzesi var. Etnografya kelime olarak Irk Bilimi demek. Fakat bu müze çok eskiden amacının ötesinde bir görevi de üstlenmiş. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün ardından, şuanki Anıtkabir’in görevini uzun bir süre Etnografya Müzesi üstlenmiş. Müzenin içindeki daha önce hiçbir yerde görmediğiniz bazı fotoğraflar ise oldukça ilgimi çekti. Bu fotoğraflara özel bir yazıda değineceğim. Bu yüzden Etnografya Müzesi için ayrı bir yazı yazmayı düşünüyorum. Yazıyı çok yakın bir zamanda çıkaracağım. Ama yinede oradan birkaç fotoğraf paylaşayım.

ANITKABİR

Etnografya Müzesi gibi Anıtkabir için de ayrı bir yazı yazılması gerektiğini düşünüyorum. O yüzden Anıtkabir’e de bu yazımda değinmeyeceğim. Eğer merak ediyorsanız beni takip etmenizde fayda var. Çünkü çok ince bilgiler vereceğim sizlere.

ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ

Ankamall - I Love Ankara 001

Ankara Alışveriş Merkezi konusunda İstanbul’un biraz gerisinde kalmış. Çok AVM var ama bir tane büyüğünden yapıp işi bitirelim diyememiş Ankaralılar.

Bu gezimde AVM’lere pek yer vermesem de Ankamall, Next Level, Armada, Kızılay AVM ve 360 AVM’ye gitme fırsatı buldum. (Yer vermemiş halim bu :)

Ankamall dışardan çok büyük görünümlü bir yer ama İstanbul AVM’lerine göre beni pek tatmin etmedi. Hatta oldukça eski tip görüntüye sahip. Modernlik konusunda yeni açılan Next Level iyi fakat onu da çok büyük ve iddialı görmedim açıkçası. En çok Forum Ankara’yı merak etmiştim. Çünkü Forum’ları yapan kişiler iyi işler çıkarıyorlar. Ama uzakta olduğu için giderek vakit kaybetmek istemedim.

YENİMAHALLE – ŞENTEPE TELEFERİĞİ

Ankara’da benim gördüğüm kadarıyla 2 tane teleferik hattı var. Biri Keçiören ilçesinde. Keçiören Ankara’nın en çok nüfuslu ilçesi denilebilir. Çok farklı bir havası var bana göre. Özellikle ilçe merkezindeki devasa yapay şelale beni kendine hayran bıraktırdı. Özellikle geceleri her yer ışıl ışıl. Harika parklara ve çevre düzenlemelerine Keçiören’de de rastlamak mümkün. Ankaralı Belediye Başkanları nasıl bir çevre düzenleyici ekibe sahip bilmiyorum ama adamlar gerçekten bu işi layıkıyla yapıyor. Her yer ışıl ışık ve yemyeşil.

Bir diğer teleferik ise Yenimahalle’de. Benim de keşfedebildiğim teleferik hattı bu oldu. Yenimahalle-Şentepe arasında hizmet veren teleferik hattı oldukça yeni. Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan teleferik hattı Haziran 2014’te hizmete girmiş. Ben gittiğimde (Ekim 2014) hala ücretsiz olarak hizmet veriyordu.

Teleferik hattı oldukça inişli çıkışlı. Yani biraz yükseliyor, sonra alçalıyor, duraklardan yolcu alıyor ve Şentepe’ye kadar devam ediyor. Bu keyifli yolculuk boyunca gözlemlediğiniz Ankara manzarası ise görülmeye değer. Eğer Ankara’ya giderseniz, bu keyifli yolculuğu yapmanızı mutlaka tavsiye ediyorum. M1 Kızılay-Batıkent metrosunun Yenimahalle istasyonundan aktarma yaparak bu keyifli yolculuğu gerçekleştirebilirsiniz.

BONUS: KAZAN

Ankara’ya gitmişken merkezden kuzeybatı yönde 46km uzaklıkta olan Kazan ilçesinde de akraba ziyareti sebebiyle bulunma fırsatı elde ettim. Az önce öve öve bitiremediğim çevre düzenlenmesi Kazan’da da karşıma çıktı. Sokak lambaları, parklar ve ilçe meydanı çok güzel bir şekilde düzenlenmiş. Geceleri ışıl ışıl. Belediye tarafından nehir kenarında yapımı devam eden park projesi tamamlandığında, Ankaralılar tarafından bir cazibe merkezi haline geleceğine de inanıyorum.

TOPARLAMA

1 haftalık Ankara gezim boyunca yapabildiklerimin çoğunu size aktarmaya çalıştım. Arada kaçırdığım şeyler de olmuştur mutlaka ama sanırım yazdığım en uzun şehir tanıtım yazısı bu oldu :) Başkentimize yakışır bir yazı olduğuna inanıyorum. Hiçbirinde abartı yok. Özellikle sosyal medya hesaplarımdan çok yeşil bir şehir deyince dalga geçtiğimi düşünenler olmuştu. Bu yazı onlar için de bir cevap niteliğinde olmuştur diye düşünüyorum :)

Park ve çevre düzenlemesi konusunda çok iyi örnekler gördüm, açıkçası kıskandım da. Bu yüzden Ankaralı belediyelerin birçoğunu tebrik etmek gerek. Ayrıca Ankara’nın simgelerinden biri olan Atakule‘den neden bahsetmedin diye sormayın :) Şuanda Atakule aktif olarak kullanılmıyormuş, o yüzden gitmedim. Eğer açılırsa onu da dahil ederiz diye umuyorum bir gün.

Etnografya Müzesi ve Anıtkabir yazılarımı da çok yakında çıkaracağımı umuyorum. Bu yazıyı çıkarmam zaten bayağı zamanımı aldı, umuyorum ki yakında diğerlerini de size aktaracağım. Beni Facebook ve Twitter başta olmak üzere tüm sosyal medya hesaplarım üzerinden takip edebilirsiniz. Yeni yazılar yazdığım zaman bu hesaplarım üzerinden sizlere duyuruyorum.

Bir başka şehirde tekrar görüşmek üzere!

Minik uyarı: Bu içeriği yazalı yaklaşık 6 sene geçti. İçindeki bilgilerin eskimiş olabileceğine karşı dikkatli olmanızı öneririm. Eğer güncel bir sorunuz varsa yorumda belirtmenizi rica ediyorum.
blank
Yazar:
Fatih Özdemir
Tartışmaya Katılın

1 yorum

Menü

Takipleşelim :)

Merhaba, ben Fatih Özdemir: Burada; deneyimlerimi, seyahatlerimi, araştırmalarımı, beğenilerimi ve eleştirilerimi sizler için arşivliyorum.

Hakkımda bilgi almak için buraya tıklayınız. Eğer sosyal medya hesaplarımdaki paylaşımlarımı takip etmek isterseniz;