Fozdemir Blog
Anasayfa > Dilime Düşenler > Beyaz Show’a gelen Van Damme ve konukseverliğimiz üzerine.

Beyaz Show’a gelen Van Damme ve konukseverliğimiz üzerine.

Uzun zamandır eleştiri yazısı yazmıyordum. Ülkede eleştirilmesi ve düzelmesini umduğumuz o kadar çok şey var ki artık insan bir zaman sonra yetişemiyor ele alıp yazmaya.

Değineceğim konu, yıllardır Türkiye’nin en sürdürülebilir talk show programını yapan Beyaz Show. Okan Bayülgen’in piyasadan çekilmesiyle birlikte tamamen tekel olan program, son zamanlarda benzer konular üzerinde durmaya ve oldukça samimiyetsiz bir hal almaya başladı. Üzerine bir de saygı ve edep sınırını aşmış seyirciler de eklenince ekran başında kendinizi kemirmekten başka çareniz kalmıyor.

Dün gece dünyaca ünlü oyuncu Van Damme, Beyaz Show’un konuğuydu. Tam yatmaya gidecekken bir anda kendisini takdim edince oturup biraz daha izlemek istedim. Sonuçta dünyaca ünlü bir konuk ve öğreneceğimiz çok şey olabilirdi. Öyle de oldu. Oldukça mütevazı bir şekilde gelen en tuhaf soruları bile yanıtladı. Hatta kırıcı olmayan espriler bile sokuşturdu.

Tabi öte yandan ben de Twitter üzerinden yazılanları okuyorum eş zamanlı olarak. İnsanların o anda ne düşündüğünü görmek güzel oluyor ve izlediğin şey daha da anlamlanıyor kesinlikle.

Atılan tweetlerin daha çok Van Damme hakkında olabileceği düşüncesiyle tek tek iniyorum ama konuşulan şey daha çok Tolgahan Sayışman ve Hande Erçel. Konuşmanın bir yerinde Hande Erçel’e iki ünlü erkek sorulmuş ve ikisine de “eşsiz insanlar” diyerek oldukça mütevazı bir şekilde geçiştirmiş. Ama atılan tweetlerin çoğu bu kelimeye odaklı durumda. Yahu orada koskoca dünya yıldızı oturuyor, konuşulan konu kızcağızın söylediği eşsiz kelimesiyle Hande Erçel ve kendisine sorulan soruya talihsiz bir şekilde homofobik cevaplar veren Tolgahan Sayışman. Öte tarafta iki basketbolcu, ortalarında ise bana kalırsa bulunması utanç verici olan çevirmen (sebebine aşağıda değineceğim) ve en köşede dünya yıldızına yakışır starımız Gökçe (!)

Konuk seçimi bu kadar mükemmel olamazdı herhalde. Van Damme ve ek iki konuk ile birlikte rahatlıkla yürütülebilinecek olan programa Metrobüs’ün en arka grup kanepe koltuğu gibi konuk dizmenin sebebi nedir? Hadi dizdin diyelim bari birbiriyle alakalı olsunlar. Programın süresi zaten birkaç saat ve sen oraya alakasız kişileri diziyorsun. Sonra da hepsine laf yetiştireceğim derken liseli tarzda sorular soruyorsun. Yurtdışındaki selfie sorusuna hiç değinmiyorum bile. Adam yine kırmadan yanıtlamaya çalıştı ama bu kadar da boş bir akış yapılamazdı herhalde.

Tamam milletçe duygulara hitap eden şeyleri seviyoruz da, o ilk başta görmüyor duymuyor dediğiniz engelli amcamızı çıkarmanız hiç samimi değildi. Yok Instagram’da kızdan gelen mesajı okumuş da, çok etkilenmiş de. Yani bunu söylerken kendi bile inanmadı ve kıvırarak aktarmaya çalıştı. Kurgulandığı besbelliydi. Kız da pek etkilenmiş gibi değildi zaten. Hayranı olan insan öyle büsbütün durur muydu? Van Damme en sonunda olanlara anlam veremeyip bari ben sarılayım dedi ve sarıldı. Eminim ki adamın gerçek hayranları ekran başında eriyip bitmiştir yaşananlara. Zaten babasının hayalini gerçekleştiren kızın akrabalarına selam göndermeyi o sırada düşünebilmiş olması ve Beyaz’ın ona verdiği tepki Beyaz’a da ders olmuştur diye düşünüyorum. Her anı o oldukça değerli olan bir programın akışında bir de bu tür çocukça hareketlerle uğraşmaya ne gerek vardı?

Fiyaskolar saymakla bitmiyor tabi. En çok eleştirilen nokta da Beyaz’ın yıllardır program yapıp tek gram İngilizce kelam edememesi. O kadar yabancı konuk geldi, ama hepsine de güzelliğiyle sükse olan bir çevirmen konuluyor. Hadi çevirmen koydun diyelim bari adamın yanına oturt ki her anı ona aktarsın. O da yok. Düzensizlik hat safhada. Her kafadan bir ses. Arada gelen Gökçe’nin zamansız şarkıları ve katliam canlı performansı…

Seyirci anketleri güzel geçiyor, gelen munzur sorular oldukça iyi oluyor zaman zaman, ama insan biraz onları süzgeçten geçirir. En basit şeyleri bile yönelttiniz adama. Ona bile kaliteli cevaplar verdi. En çok şaşırdığım ve beni bu yazıyı yazmaya iten şey de bu duruşu oldu.

Programın başına dönecek olursak, yöneltilen ilk giriş cümlelerinin Türkiye’yi övme ve halkın konuk üzerindeki algısını değiştirmeye yönelik olması neredeyse gelen her konuğa yapılıyor. I love Turkey, I love şiş kebaptan öte gidemeyen bu muhabbetleri yapmaktan sıkılmadınız mı? Adam ülkemize değer vermiş, gelmiş zaten. Gelmesine haddinden çok fazla şaşırarak, sanki bize yabancı kimse gelmiyormuş gibi bir tavır sergilemek ve ilgiye boğmak ülkemizin duruşuyla oynamaktan başka bir şey değil. Adam zaten Ortadoğu kafasıyla bakarak gelmiş belli ki, her lafında da bunu ifade etti. Bir de üzerine bu sorular ve kalite eklenince gerçekten durum pes dedirtiyor.

Seyircinin biri “adamın dibi” diye bağırır, diğeri filminde oynat der, yahu bu kadar da olmaz herhalde. Saygı denen bir şey zaten kalmamış, önüne gelen semt pazarı esnafı gibi sahneye bağırıyor. İnsanın aklıyla oynanıyor resmen ekran başında. Ve biz Türkiye’nin en iyi talk show u diye lanse ettiğimiz programda bunları yapıyoruz.

İzlediğimden öğrendiğim ve kazandığım tek şey yabancı Van Damme’nin olan bitene mütevazı yaklaşımı ve verdiği cevapların kaliteli olmasının ardında yatan sebeplerin bana kattığı yeni bakış açıları oldu.

Beyazıt Öztürk’ü izlemeyi ve efendi duruşunu oldukça seviyorum ama bu yaşananlar artık umudun kalmadığının göstergesi. O ara sıra kaliteli viral video çalışmalarını yapan ekibi de olmasa kim bilir ne yapardı acaba.

[Toplam:2    Ortalama:5/5]

Yorum bırakın

Yorum bırakın