Kuzey Ege Turu #1: Çanakkale & Troya Antik Kenti
Bu yazıyı paylaşın:

Kuzey Ege Turu #1: Çanakkale & Troya Antik Kenti

Bu yazıyı paylaşın:

Kuzey Ege… Aklımıza hep Akdeniz ve Ege‘ye göre daha serin bir iklime sahip bir yermiş gibi kazınmış bir cennet. Önyargılarımızı silecek bir güzelliğe ve sıcaklığa sahip olan Kuzey Ege; Çanakkale, Balıkesir ve biraz da İzmir illerini kapsıyor. Öte yandan önemli bir kısmına Güney Marmara da denilebilir tabii.

Bu kadar coğrafya dersi yeterliyse asıl konuma gelmek istiyorum :) Eğer kısa süreli kaçamak yaparak uygun maliyetli bir tatil yapmak istiyorsanız, Ege’nin kuzeyi bunun için biçilmiş bir kaftan gibi adeta. İstanbul’dan arabayla 4 saat, otobüsle 6 saati bulan Çanakkale‘nin Asya yakasıyla turunuzu başlatabilirsiniz. Size bu yazı serimde 4-5 gün boyunca keşfettiğim Çanakkale, Troya Antik Kenti, Bozcaada, Assos, Adatepe Köyü, Kaz Dağları, Ayvalık, Cunda Adası ve Bergama hakkında bilgiler vereceğim. 

Bu harika rota için, İstanbul’dan sabah erken saatlerde yola çıkarak turumuzu başlattık. İlk olarak Çanakkale‘ye doğru olan rotamızı Tekirdağ‘ın bazı köylerine uğrayarak, yani kestirme yolları kullanarak, biraz daha kısalttık. Daha hızlı vardık varmasına ama burada yollar bayağı bakımsız. Bu sebepten dolayı eğer otoyolu kullanmak istiyorsanız Keşan ilçesinden Gelibolu yoluna bağlanmanız gerekiyor ve bu da yolu biraz uzatıyor.

Gelibolu Yarımadası‘na vardığınızda Çanakkale‘nin Avrupa yakasından Asya yakasına geçmek için feribotları kullanmak durumunda kalıyorsunuz. Bu rota üzerinde 1915 Çanakkale Köprüsü‘nün inşaatına da başlanmış. Yani yakın gelecekte feribotlara gerek duymadan da karşı kıyıya geçebileceksiniz. 

Çanakkale’nin Avrupa Yakası’nda bulunan “Dur Yolcu” şiirinden alıntı çalışması

Çanakkale feribotlarını Gestaş adında bir firma işletiyor. Güncel tarife bilgilerini web sitelerinden alabilirsiniz. Karşıya geçmek için Gelibolu-Lapseki, Eceabat-Çanakkale veya Kilitbahir-Çanakkale feribotlarını kullanabilirsiniz. Biz, saati bizim için en uyumlu olan Kilitbahir-Çanakkale feribotunu seçtik. Daha önce şehitliği gezdiğimizden uğramadık ama dilerseniz karşı tarafa geçmeden önce burada şehitliği de ziyaret edebilirsiniz.

Kilitbahir-Çanakkale feribotu kısa bir sürede Çanakkale şehir merkezini oluşturan feribot iskelesine yanaşıyor. Feribottan iner inmez şehrin içine de girmiş oluyorsunuz. 

Çanakkale şehir merkezinde ne yapılır?

Çanakkale şehir merkezi oldukça butik bir havada ve yürüyerek rahatlıkla gezebilirsiniz. Zaten dar sokaklar nedeniyle araçla dolaşmanız pek bir keyif vermeyecektir. Araçla gidebileceğiniz yerler sadece şehrin çıkışındaki alışveriş merkezleri olabiliyor: Esas 17 Burda, Troypark ve Kipa …

Çanakkale‘de görülmesi gereken yerlerin başında bence Deniz Müzesi ve Çimenlik Kalesi geliyor. Çanakkale Savaşı‘nın seyrini değiştiren Nusret Mayın Gemisi de yine bu müzede yer alıyor. Çanakkale keşfini bence buradan başlatabilirsiniz.

Müzenin bahçesine giriş ücretsiz. Ama gemiyi ve kaleyi ziyaret etmek isterseniz cüzi miktarda bir ücret ödemeniz gerekiyor.

Çanakkale Deniz Müzesi’nde demirlenen Nusret Mayın Gemisi

Limana demirlenen Nusret Mayın Gemisi restore edilmiş bir şekilde sizi karşılıyor. İçinde geminin savaşın seyrini nasıl değiştirdiğine dair bilgiler veriliyor. Askerler sizi içeriye kısım kısım biriktirerek alıyorlar. Çünkü içeride sürekli tekrar eden bir savaş simülasyonu var.

Gemiden çıktığınızda müzenin bahçesinden Çimenlik Kalesi‘ne doğru yürüyebiliyorsunuz. Bu bahçede kaleye doğru giderken bir denizaltı gemisine ait dev bir periskop var. Bununla Çanakkale‘yi büsbütün görmeniz mümkün. Eski tip olduğundan kullanımı da oldukça zor. Benim oldukça ilgimi çekti ve uzun uzun Çanakkale Boğazı‘nı inceledim. Kesinlikle bu deneyimi yaşamanızı tavsiye ediyorum.

Çanakkale Çimenlik Kalesi

Çimenlik Kalesi; Avrupa yakasındaki Kilitbahir Kalesi‘nin tam karşısında, boğazın en dar yerine İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından, Yakup Bey nezaretinde, 1462 yılında inşa ettirilmiş. Hala ayakta kalan bu kalenin içinde savaşın en çarpıcı yüzünü görebilmek mümkün. Hatta; 18 Mart 1915 günü, İngiliz gemisi Queen Elizabeth’ten atılan ve kuzey sur duvarında açtığı 2 metrelik delik içinde patlamadan kalan top mermisi de burada sergileniyor.

Çimenlik Kalesi ve Deniz Müzesi‘ni keşfettikten sonra artık rotanızı şehir merkezine çevirebilirsiniz. Müzeden çıkar çıkmaz karşınıza yeme-içme ve eğlence mekanlarından oluşan bir cadde çıkıyor. Caddenin sonuna doğru, yani feribot iskelesine doğru, Çanakkale Saat Kulesi‘ni görebilirsiniz. Bura da yine şehrin öne çıkan eserlerinden biri.

Bu zamana kadar saydıklarım feribot iskelesinin batı tarafındaydı. Batı tarafında bir başka görülmesi gereken yer, türkülere de konu olmuş olan Aynalı Çarşı.

Çanakkale Aynalı Çarşı

Günümüzde hala aktif olarak ticaret yapılan bu tarihi çarşıda dilerseniz alışveriş yapabilirsiniz.

Çanakkale Şehir Merkezi’nde Truva filminde kullanılan Truva Atı

Şehrin doğu yakasına doğru geçtiğimizde yürümesi çok keyifli bir kordonla karşılaşıyorsunuz. Bu kordonun devamı batı tarafına doğru da uzuyor tabi. İskeleden geçip kordon boyu takip ettiğinizde, şehrin simgesi haline gelmiş o meşhur Truva atıyla karşılaşıyorsunuz. Burada bulunan at, Brad Pitt‘in oynadığı o meşhur Truva filminde kullanılan orijinal at. Film çekimleri bittikten sonra sergilenmek üzere Çanakkale‘ye hediye edilmiş. Ama üzülerek söylemek gerekiyor ki atın kuyruğu kopmuş durumda. Çünkü birisi tırmanarak değişik bir şey denemek istemiş ve eserde bu kalıcı zararı bırakmaktan çekinmemiş.

Peynir Helvası

Çanakkale‘nin şehir merkezinde ziyaret edebileceğiniz başlıca noktalar buralar. Yerel bir lezzet olarak da çoğu yerde satılan Peynir Helvası‘nı deneyebilirsiniz. Tadı çok yoğun olduğundan, tatlılarla aranız yoksa, az porsiyon almanızı tavsiye ederim. 

Çanakkale‘nin bir deniz şehri olmasından dolayı biz balık yemeyi tercih etmiştik. Tavsiyeler üzerine tarihi Yalova Restoran‘da yemek molası verdik. Balık ve mezelerin tadı oldukça lezzetliydi. 

Çanakkale Şehir Merkezi‘nden sonraki rotamız 1998’de UNESCO dünya mirası listesine giren ve 5000 yıl önce kurulduğu tahmin edilen Çanakkale Troya Antik Kenti oldu. Geçtiğimiz yılın Troya yılı ilan edilmesinden dolayı Kaz Dağları’nın eteklerindeki bu antik kent oldukça modern bir müzeye çevrilmiş. Alman arkeologların da katkısıyla Türkiye turizmine önemli bir mirasın bırakıldığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Tarihte yaşanmış ve filmlere dahi konu olan olan Truva Atı Efsanesi’ne tanıklık etmiş bu antik kent yıllarca çeşitli doğal afetlere de maruz kalmış. Hatta 9 kere yeniden inşa edildiği söyleniyor. 

Bu bölgede ziyaret edebileceğiniz Troya Müzesi ve Troya Ören Yeri bulunuyor. Biz ilk olarak yeni inşa edilen Troya Müzesi’nden başladık. 

Troya Müzesi’ne girer girmez muhteşem bir mimari görsellik sizi karşılıyor. Hologram teknolojilerinden vücut tanıma teknolojilerine kadar bir çok imkan kullanılmış. Müzede sadece Troya kentini değil Türkiye’nin antik çağlardaki önemli konumunu da öğrenebiliyorsunuz.

“Troyalılar nasıl yaşamış”, “Ne tür imkanları kullanmışlar”, “ görkemli şehirleri nasıl inşa etmişler”, “Günümüze kadar nasıl ulaşmışlar”… Bu ve daha bunun gibi bir çok soru müzede modern teknolojiler kullanılarak cevaplanmaya çalışılıyor. Bu müze için Türkiye’de teknik imkanların en iyi kullanıldığı başlıca müzelerden biri olduğunu rahatlıkla ifade edebilirim.

Troya Antik Kenti girişindeki Truva Atı

Troya Müzesi‘ni keşfettikten sonra Troya Antik Kenti‘ne doğru yol aldık. Bu açık hava müzesine girer girmez sizi yine bir Truva atı karşılıyor. Bu at şehir merkezindekine göre biraz daha basit yapıda görünüyor. Ondan tek farkı bu atın içerisine merdivenle çıkabiliyorsunuz. Atın hemen arkasından başlayan ahşap yolları takip ederek bu antik kenti baştan sona dolaşabiliyorsunuz. Bu bölgeyi ziyaret etmek isterseniz müzesiyle ile birlikte en az 3-4 saat ayırmanızı tavsiye ederim. “Ben hızlıca bakar çıkarım” deseniz bile birkaç saat rahat harcanıyor :)

Ek olarak antik müze ve antik kentin yakınlarında bulunan; Opet tarafından yeniden restore edilen Tevfikiye Arkeo-Köy‘ünü de ziyaret etmenizi öneririm.

Bu yazımda yer vermediğim ve Çanakkale’de çektiğim tüm fotoğraflara ve videolara Instagram Story‘lerimden ulaşabilirsiniz. Profilimde “Kuzey Ege” ismiyle hepsini öne çıkardım: https://www.instagram.com/stories/highlights/18024207937161297/

Kuzey Ege turumdaki bir sonraki duraklar: Bozcaada, Assos, Adatepe Köyü, Kaz Dağları, Ayvalık, Cunda Adası ve Bergama. Buralardaki deneyimlerimi de çok yakında sırayla yazacağım. Merak ediyorsanız beni takip etmeye devam ediniz :)

Bu yazıyı paylaşın:

Bağlantıda kalalım

Mail adresinizi bırakın, sizi son yazılarımdan haberdar edeyim. Söz, spam olmayacak :)

Takipleşelim :)

Merhaba, ben Fatih Özdemir: Burada; deneyimlerimi, seyahatlerimi, araştırmalarımı, beğenilerimi ve eleştirilerimi sizler için arşivliyorum.

Hakkımda bilgi almak için buraya tıklayınız. Eğer sosyal medya hesaplarımdaki paylaşımlarımı takip etmek isterseniz;