Fozdemir Blog
Anasayfa > Gezdim Gördüm > Kültürlerin buluştuğu meydan: Sultanahmet

Kültürlerin buluştuğu meydan: Sultanahmet

Bizans ve Osmanlı gibi büyük imparatorluklara başkentlik yapmış olan Sultanahmet; günümüzde geçerliliğini koruyan önemli turistik yerlerimizden bir tanesi!

closeBu yazı 5 yıl 2 ay 14 gün önce yayınlanmış olduğundan güncelliğini yitirmiş veya içeriğindeki bilgilerin geçerliliği kaybolmuş olabilir. Eğer yanlışlık olduğunu düşünüyorsanız lütfen bana ulaşın!

Her gün milyonlarca turistin ziyaret ettiği, geçmişte Bizans ve Osmanlı gibi büyük imparatorluklara başkentlik yapmış olan Sultanahmet; günümüzde geçerliliğini koruyan en önemli turistik destinasyonlarımızın başında geliyor.

İstanbul <3

A post shared by Fatih Özdemir #Fozdemir (@fozdemircom) on

Ayasofya Müzesi, Sultanahmet Camii, Topkapı Sarayı, Yerebatan Sarnıcı, İstanbul Arkeoloji Müzeleri,  Türk İslam Eserleri Müzesi (Pargalı Damat İbrahim Paşa Sarayı), Haseki Hürrem Sultan Hamamı, Aya İrini Kilisesi, Caferağa Medresesi, Mozaik Müzesi, İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi, Sağlık Müzesi ve Basın Müzesi diye uzayıp giden tarihi mekanların yanı sıra Gülhane Parkı gibi önemli bir milli parkımızı da yanı başında bulunduran Sultanahmet semti, İstanbul’da görülmesi gereken çoğu mekanı bünyesinde taşıyor. Yakın çevresinde ise Çemberlitaş, Cankurtaran, Beyazıt ve Eminönü gibi tarihi semtler yer alıyor.

Altı hipodrom, üstü meydan

Sultanahmet Meydanı’nın pek fazla bilinmeyen bir gerçeği var. Fetih 1453 filmini izleyenler bilirler ki; Bizans İmparatoru Konstantin, hipodrom gibi açık bir alanda Hristiyanlara karşı (Türkçe olarak :) bir konuşma yapıyor. İşte o konuşmanın yapıldığı yer, aslında bugün ki Sultanahmet Meydanı. Bizans dönemimde bu meydan Atmeydanı olarak biliniyordu. Nasıl olduğu bilinmez ama Hipodromun zemini günümüze kadar 4-5 metre yükselmiş. Ve geriye sadece 3 abide kalmış. Bu abideler ise meydanda görebileceğiniz; Örme Dikilitaş, Mısır’dan getirilen Obelisk ve Delfi’deki Apollon tapınağından getirtilen Yılanlı Sütun’dur. Ayrıca Kayzer Wilhelm’in ziyaret hatırası olarak yapılmış olan Alman Çeşmesi denilen çeşme de meydan üzerinde bulunuyor. (Yanda resmini görebilirsiniz)

Ayasofya-Müzesi

Hipodrom kalıntıları

Sultanahmet semtinin altının dehlizlerle dolu olduğu söyleniyor. Bu bir iddia bazında kalsa da, bunu söyleyenler pek de haksız sayılmaz aslında. Çünkü Hipodromu yapan kişi şehrin çeşitli bölgelerine ulaşan veya acil bir durumda saklanmayı sağlayan gizli tüneller de yapmış olabilir. M.S. 195/6 yılındaki savaşta yıkılan Byzantion’un tekrar inşaatı sırasında İmp. Septimius Severus (M.S. 193-211), Byzantion’un surlarının dışına Hippodromos yapısının inşaatını başlatır. Yarıda kalan bu inşaat sırasında dikilen kısım Dioskur heykelleri ile süslüydü. 324-337 yılları arasında yapı, İmp. Constantinus tarafından Roma’daki “Circus Maximus” örnek alınarak genişletilir ve inşaat tamamlanır. 440 m. uzunlukta, 117-125 m. genişliktedir. 30 bin kişi kapasitelidir. (Bu istatistik bilgileri WowTurkey‘den alınmıştır) Hipodromun yerin altında kalmış olan kısmına turistik bir ulaşım henüz mümkün değil. Yıllar önce bir haber kanalının, aldığı özel izinlerle, bu kalıntıya girebildiklerini hatırlıyorum. O haberde canlı yayında kayıklar yardımıyla hipodrom kalıntısında doğru ilerliyorlardı. Su seviyesi gittikçe arttığı için fazla ilerleyemeden geri dönmüşlerdi. Turizme açılması planlanıyor demelerine rağmen günümüzde bu konuda yapılmış bir çalışma ne yazık ki yok.

Sultahahmet-Camii

Yerebatan Sarnıcı

Sultanahmet’in bir diğer ilgi çekici yapısı ise yine yeraltında kalmış olan Yerebatan Sarnıcı. Sarnıcın hipodromdan tek farkı ise turizme açık bir müze olarak hizmet vermesi. Sizi şaşırtacak şeyler Medusa başlıklı sütunlar, balıklar ve yukarıdan şıp şıp damlayan sular. Otantik ortamı eminim ki hoşunuza gidecek. Belki müzeye girdiğinizde size her şey başta anlamsız gelebilir. Çünkü eğer tarihi mimariyle ilgilenmiyorsanız “Aaa bak oğlum/kızım burda ne güzel balıklar var” şeklinde vakit geçireceğiniz, ya da “Aaa bak yukarıdan su damlıyor, çeşmeyi açık unuttular herhalde” diye berbat espriler yaparak verdiğiniz paranın hakkını bulmasını sağlayacağınız bir yer olarak kalacaktır elbette :) Bunlar, içeride gözlemleyerek öğrendiğim deneyimlerim. Kesinlikle benim düşüncelerim değil :) Eğer böyle düşünmüyorsanız, zaten İstanbul ruhunu bünyenize yedirmiş birer fert olarak, İstanbul halkı olmayı sonuna kadar hak ediyorsunuz demektir, kutlarız! Gidemeyenler; bir turistin Youtube’da paylaştığı şu videoyu izleyebilirler;

Milyon taşı

Dünyanın merkezi İstanbul

A post shared by Fatih Özdemir #Fozdemir (@fozdemircom) on

Geçmişte çoğu kişi ülkemizdeki çoğu şehrimize burası dünyanın merkezidir deyip bir anıt dikmiş. Bu durum dünyanın çoğu ülkesinde de böyle aslında. İstanbul elbetteki bu durumdan mahrum kalamazdı :)

Fakat İstanbul’daki durum biraz değişik. Çünkü tarihi bir anlamı var. Milyon Taşı; Bizans İmparatorluğu’nda Konstantinopolis şehrine ulaşan tüm Antik Roma yollarının başlangıç noktası ve dünya üzerindeki diğer şehirlerin bu şehre olan uzaklığının hesaplanmasında kullanılan sıfır noktası olarak kullanılıyormuş. Fakat günümüzde Tramvayın Sultanahmet Meydanından viraj aldığı noktada, Halide Edip Adıvar parkında, Fatih Belediyesi’nin kaldırmaya unuttuğu bir taş yığını gibi muamele görüyor. Çoğu kişi tarafından fark edilmiyor bile, eğer bir rehber eğer size “Bu taş önemlidir, bakın” diye göstermezse.

Ayasofya-Müzesi---Ayasofya-Camii

Kültür meydanı

Her gün milyonlarca turistin ziyaret ettiği meydan tam bir kültür beşiği. Çünkü her gün dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen insanlarla tanışabiliyorsunuz. Hatta çoğu zaman özgüveni olan yabancı misafirlerini de ağırlıyor. Bir keresinde Kore’den gelen çocukların, kendi halk şarkılarını bağıra bağıra büyük bir özgüvenle söylemelerine şahitlik etmiştim. Sizler için o anları kayda almıştım. Yayınlamak için kısmet bugüneymiş. İyi seyirler :)

Yapılan çevre düzenlemeleri

Adeta İstanbul’un dünyaya açılmasını sağlayan en önemli kapısı olmasını sağlayan Sultanahmet semti, 2010 Avrupa Kültür Başkenti olduğumuz yıldan beri sürekli bir yenilik halinde. Meydan ve çevre yolları baştan aşağıya yenilendi. Şimdi adeta Avrupa ülkelerinin sokakları gibi modern ve temiz hale geldi. Bundan dolayı Sultanahmet’i sınırlarında barındıran Fatih Belediyesi’ne ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkürler!

Eğer giderseniz…

Eğer olur da Sultanahmet Meydanı’na bir gün yolunuz düşerse, mutlaka yazımın başında yazmış olduğum turistik mekanlara uğrayın. Ayrıca çevresindeki Çemberlitaş, Beyazıt ve Eminönü gibi turistik mekanlara da uğramayı unutmayın. Gündoğumu ve günbatımı gibi İstanbul muhteşem bir hal aldığı o anlarda kendinizi sahil kısmına doğru atıp, Cankurtaran-Eminönü arasında müthiş bir temiz hava patlaması yaşayabilirsiniz! Benden söylemesi…

1 yorum

Yorum bırakın

%d blogcu bunu beğendi: