Fozdemir Blog
Anasayfa > Dilime Düşenler > Türkiye’yi son dönemde saran restorasyon furyası facialarında yeni gelişmeler

Türkiye’yi son dönemde saran restorasyon furyası facialarında yeni gelişmeler

Taşını kaldırdığınızda ortaya tarih çıkan, nice medeniyetlere ev sahipliği yapmış müthiş bir coğrafyada yaşıyoruz. Neredeyse her ilimizde karşımıza başka bir tarihi güzellik çıkıyor. Son yıllarda bu olayların sayısı artmaya başladı. Yüzyıllardır Türkiye’de bulunan bu tarihi güzellikler, garip bir şekilde daha yeni yeni gün yüzüne çıkıyor. Bunun için araştırmalar yapılıyor ve restorasyon çalışmalarına başlanıyor.

Ne güzel değil mi? Tarihe değer verip, onları gün yüzüne çıkarıyoruz. Buna hiçbir sözüm yok ama onları nasıl ortaya çıkardığımız ve ne amaçlarla bunu yaptığımız muamma. Örneklerle üzerinden gitmek istiyorum çünkü artık bir blog yazısına sığmayacak kadar fazla örnek var elimizde.

Göbeklitepe’nin son hali

İlk insanlığın izleri, dünyanın en eski tapınağı olan Şanlıurfa’daki Göbeklitepe’nin restorasyon çalışmaları tüm hızıyla sürüyor.

Ama öyle bir hızla sürüyor ki artık hızlar alınamamış ve atmosferin ihtişamına uygun olan ahşap yolların bir kısmı yerini betonlara bırakmış.

Üzerinde ise dozerler bilinçsizce cirit atıyormuş.

 

Antalya’nın yeniden inşa edilecek olan antik kenti Termessos

Antalya’nın bir diğer antik şehri ise Termessos, çok popüler değil ama bana göre bu denli sağ kalmayı başarabilmiş harika bir medeniyet kalıntısı. Bizzat ziyaret ettiğim için söyleyebilirim ki Türkiye’de gördüğüm en iyi yer. Dağın tepesinde bildiğiniz farklı bir medeniyet kurulmuş. O dev taşların dağın tepesine nasıl çıkmış olabileceği ise ayrı bir tartışma konusu. Bu muhteşem antik kalıntının, kalıntı olmasından rahatsız olmuş olan yerel yönetimler bu bölgeyi restorasyona alma çalışmalarına başlamışlar. Sanırım bu kalıntı yapıları tekrardan restore edip kullanıma açacaklar. Yol yakınken acilen buranın da gündeme gelmesi gerekiyor. Tehlikenin neresinden dönülse kârdır.

Eğer olası bir faciadan önce son orjinal halini görmek istiyorsanız elinizi çabuk tutun.

Bir diğer facia ise Giresun’dan

Türkiye’nin Sümela Manastırı’ndan sonraki ikinci büyük manastırı olan Giresun’daki Meryem Ana Manastırı için de yıllar önce restorasyon çalışmaları bu şekilde başlatılmıştı;

Ve şimdi sıkı durun yeni hali geliyor;

Denizli’den de yeni haber geldi

Son günlerde arttığını söylemiştim, bir diğer haber de Denizli’den. Belediye Unesco mirası bu antik tiyatroyu restore edip tekrar kültür-sanat etkinliklerine açmak istiyormuş.

Fotoğrafa iyi bakın, eser neredeyse bir kalıntı ve restore edilmesi demek aslın yeni baştan yapılması demek. Yani bildiğin bu alanı tamamen yamalayacaklar. Orjinal akustiğini tekrar elde etmeleri bu manzaraya bakılırsa zaten imkansız. E o zaman bu neyin restorasyonu? Aspendos gibi ayakta kalmayı başarabilmiş en önemli antik tiyatromuzun bile başına gelenler ortadayken burayı neye çevirecekler kim bilir. Yani gördüğünüz bu tarihi eserimiz de artık yok olanlar arasına girmiş durumda.

Kaderine terk edilen İstanbul’un surları

1453 İstanbul’un fethinden bu yana ve tabi ondan önceki dönemden beri İstanbul’un simgelerinden biri olan ve Bizans İmparatorluğu’nun sınırlarını oluşturan İstanbul’un surlarına neredeyse kimse dokunmamış. Günümüzde önlerindeki boş alanlar bostana dönmüş ve tarım yapılıyor. İstanbul’un şehir merkezinde tarım yapılan tek yer denilebilir burası için ki hatta National Geographic’e de konu olmuştu zamanında.

Bu surlar şuan neredeyse tehlikenin bir numaralı adresi. Gece saatlerde burada başınıza ne gelebileceğine dair garantiyi kimse vermiyor. Hatırlarsanız geçtiğimiz yıllarda da tarihin izinden gitmeye çalışan bir turist bu surlarda öldürülmüştü.

Canı sıkılan Zeytinburnu Belediyesi, Kültür Vadisi projesi kapsamında ara sıra burada yamalı restorasyonlar yapıyor. Bakınız;

Fatih Belediyesi de canı sıkılanlardan ve bazen kendi sınırlarındaki bölgeleri yamalıyor. Hatta işi bir adım ileri götürerek ortamı düğün salonuna çeviriyor.

Ortada ne müze var ne de gezilebilecek bir alan. Eskiden var olan Yedikule Zindanları Müzesi’nin yerinde de yerler esiyor, çünkü kimse bu bölge için kılını kıpırdatmıyor. Kıpırdanan tek alan var o da arkadaki Zeytinburnu Sahili ve Abdi İpekçi Spor Salonu. Çünkü buralara yeni milyon dolarlık gökdelenler ve rezidanslar inşa ediliyor. Hatta bu sahilde inşaatı devam eden Büyükyalı projesinin bulunduğu alan şimdiye kadarki en pahalı arazi olarak biliniyor.

Bizans Pimapen… pardon Tekfur Sarayı.

Bir diğer muhteşem restorasyon ise İstanbul’da ayakta kalmayı başarabilmiş tek Bizans sarayı olan Tekfur Sarayı’na yapıldı.

Güzel güzel restore edildi, pimapen pencereleri takıldı ve şimdi de içerisine çini müzesi inşa ediliği söyleniyor. Bence çini müzesi lütuf olmuş, buradan ne güzel düğün salonu olurdu, ne gerek vardı çanak çömleğe.

Süheyl Bey Camii

Tramvayla geçerken “Aaa Kabataş yolunda başka bir modern sanatlar müzesi de varmış bak hiç görmedik” diyebilirsiniz ama burası bütün şeffaflığıyla bir cami.

Mimar Sinan’ın son AVM’si

Burası da Mimar Sinan’ın son yapıtı olarak bilinen Atik Valide Külliyesi’ymiş.

Yok yok bu değil, burası, farklı bir yer:

Haberim yokmuş gibi tekrar restore et

Burası da Hatay Arkeoloji Müzesi’ymiş. Bu da bir Roma mozaiği.

Nereden girecek bu dozerler?

Bursalılar bu Sinan Paşa Külliyesi’ni restore ederken dozerlerin girebileceği bir kapının olmadığını farketmişler ve buradan da güzelce bir kapı açmışlar.

Antalya Aspendos Tiyatrosunun yeni mermerleri

Restore edilince daha güzel olacağını düşünenlerin eli geçtiğimiz yıllarda Aspendos’a da değmiş ve ortaya bu çirkin yamalı görüntüler çıkmıştı.

Bu da Sünger Bob’un anısına.

Bilinen en popüler restorasyon başarımız bu biliyorum ama böyle bir yazıya koymadan edemezdim. Şile Kalesi.

Bitsin miydi?

Daha o kadar çok facia var ki, içlerinden eleme yapıp, en güzellerini (!) derleyeyim dedim. Uzun bir içerik oldu ama bunca söylenen söz, gözlerimizin önünde eriyen tarihi güzelliklerimiz karşısında az bile.

Bunu söylemeyi pek sevmiyorum ama bu yazıyı paylaşmanızı rica ediyorum. En azından daha fazla kişi bu durumlardan haberdar olmuş olur ve belki birilerinin sesi çıkar. Kim bilir daha bilmediğimiz nereler vardır.

Fatih Özdemir

Ben Fatih Özdemir, şu an ziyaret etmekte olduğunuz fozdemir.com’da 8 yıldır blog yazıyorum. Detaylı bilgi almak için "Hakkımda" bölümünü ziyaret edebilirsiniz.

4 yorum

Yorum bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Yeni Youtube kanalımı keşfettiniz mi?