Fozdemir Blog
Anasayfa > Bizzat Kendim > Yolculuğum 93 – Sürüm: 2017 – Fatih Özdemir

Yolculuğum 93 – Sürüm: 2017 – Fatih Özdemir

1993 yılında İstanbul’un tarihi noktalarından birindeki küçücük bir hastane odasında ilk ve tek çocuklarını bekleyen iki güzel insanla başladı hikayem. Filmlerden duyduğunuz kadarıyla hiçbir baltaya sap olamayacak semt çocuklarından oluştuğunu sandığınız klasik bir İstanbul ilçesinde büyüdüm. Spoiler: Surların öte yanı

İlkokul, ortaokul ve liseyi de yaşadığım mahallede okudum. Hiçbir zaman 99 aldığı için ağlayan çocuklardan olamadım; aynı zamanda okuldan çıktığı gibi mahallede sırılsıklam top koşturan, köşe başlarında geç saatlere kadar muhabbetin dibini kıranlardan da. Peki neydim ben?

Önüme birkaç ihtimal sundular. Ya her gece yatarken kulağındaki müzikle bulunduğu konumdan kilometrelerce uzaklarda başka hayatları canlandırıp yaşayan bir şizofren, ya da herkesten farklı görünmeye çalışarak ilgiyi üzerine çekmek isteyen ailenin şımarık tek çocuğu. Bu seçeneklerle ilk tanıştığınızda asıl büyüme evreniz başlıyor ve yaşadığınız topraklarda sandığınızdan daha da yalnız yürümeniz gerektiğini öğreniyorsunuz. Öğrendiğiniz an zaten girişimcilik kıvılcımları da ateşlenmeye başlıyor.

Liseden mezun olur olmaz koyun misali yurdun dört bir köşesine fırlatıldık. Bu hayatta ne yaptığım, ne düşündüğüm, neyle ilgilendiğim; sözel, eşit ağırlık ve sayısal şeklinde dallara ayrılmıştı. Benim payımda eşit ağırlık vardı ve bunun gereği olarak Karadeniz’in cennet köşesi Giresun’da yeni yeni büyüyen bir üniversitede İşletme bölümüne başladım.

Giresun Üniversitesi’nde verdiğim bir seminer. Daha fazlasını Etkinliklerim sayfasında bulabilirsiniz

Giresun’da geçirdiğim zamanlarda fark ettim ki İstanbul’un keşmekeşinde ne geçen mevsimlerin tadını alıyormuşuz ne de yaşamın. Burada zaman oldukça keyifli ve temiz akıyordu. Fakat şehir tam aksine oldukça durgundu. Arkadaşlarımın neredeyse tamamı okul bitince ne yapacağının derdindeydi. Azınlık bir kesim ise “neden burada kimse bir şey yapmıyor” diyerek farkındalığını ortaya koyuyordu ama ortaya ürün sunacak motivasyonu ve cesareti kendinde bulmuyordu. Zaten bulanları da çok geçmeden çürütüyorlardı.

Kişisel blogum fozdemir.com’daki iyi giden bloggerlik deneyimimi şehirlere taşıma fikriyle birlikte ilk adımı atarak Türkiye’nin en kapsamlı ilk şehir blogu sloganıyla giresunblog.com’u kurdum. Detaylı anlatmayacağım ama burada inanılmaz şeyler öğrendim. Proje kapsamında birbiriyle buluşması imkansız “Giresun” paydasındaki bütün gelecek vaat eden gençleri bir araya getirdim. Hepsi arkadaş oldu ve Giresun Blog çatısı altında bir aileye dönüştü. Dünyanın dört bir yanındaki gurbetçiler, Giresun halkı ve üniversite öğrencileriyle şehrin kültürüne ve kalkınmasına katkıda bulunduk. Proje şu an 3,5 yaşında ve açıldığı günden beri milyonlarca kişi tarafından ziyaret edildi.

Girişimcilik Vakfı 2015 Fellowları selfie

Giresun Blog kapsamında çalışmalarımı sürdürürken bir gün, sosyal medyada denk gelerek başvuru yaptığım Türkiye Girişimcilik Vakfı’nın Fellow programından ilk adımı geçtiğime dair bir mail aldım. Gelen mailde video hazırlamam söyleniyordu. Mükemmelliyetçi yapımdan dolayı çekeceğim videonun amatörlüğünden endişe ederek videoyu ilk başta göndermedim. Daha sonra sinema konusunda profesyonel olan bir arkadaşımı ikna ettim ve onun da desteğiyle kurgusunu hazırladığım kısa videomu çekerek başvurunun bitmesine saatler kala Youtube’a yükledim. Okuduğum üniversitenin kalitesi neticesiyle her adımı “zaten olmayacak, beni seçmezler” düşüncesiyle teker teker geçtim. Bir baktım ki son aşama için İstanbul mülakatlarına çağırılmışım. Mülakattan bir gün önce heyecanla İstanbul uçuşu için havalimanına doğru yol alırken imkansız bir trafiğe takılarak kalkışa 5dk kala havalimanına vardım. Elbette uçağı kaçırmıştım. Üstelik havalimanı yeni açıldığından dolayı gün içinde başka bir uçuş da yoktu. Yer hizmetleri görevlisinin yaptığı büyük bir iyilik sayesinde kokpit ile iletişime geçildi ve online check-in yapmamın da avantajıyla kalkışa hazırken uçağa alındım. İstanbul’da sevgili TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik ile Fellow programı mülakatımı gerçekleştirdim ve ardından sürpriz bir şekilde ilk 40’a kalarak programa dahil oldum.

TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik ile

Bundan sonrası tamamen rüya gibiydi. Katıldığım organizasyonlar, tanıştığım kişiler, edindiğim bilgiler… Hayatta karşılaşacağımı hiç ummadığım önemli iş adamlarıyla aynı masada yediğim yemekler… Ve tabi ki ihtiyacım olduğunda anında yanımda olan çok sevdiğim Fellow arkadaşlarım…

İsrail – Tel Aviv – Ebay Ofisi

Giresun – İstanbul arasında süren üniversitedeki son yılımda yine İstanbul’da bulunduğum bir akşam üzeri vakfın mentor fellowu Eray Erdoğan’dan aldığım bir telefonla, geleceğimin şekillenmesinde büyük rol oynayan bir akşam yemeğinde sevgili Kerem Kamışlı ile bir araya geldim. Daha sonrasında kendimi o akşam bana anlattığı ve benim de bildiklerimde destek olduğum yenilikçi haber içeriği projesinin başında buldum. Kurulan çekirdek ekiple uzun süre projenin temellerini inşa ettik ve Ontrava.com’u Ağustos 2016’da resmen başlattık.

6 yılın sonunda Blog yazmayı da artık noktaladım. Uzatmalı üniversite eğitimim hala devam ediyor. Derslerden değil hocalardan yana başarısız olduğumdan dolayı artı bir yıl daha ara ara Giresun’da bulunuyor, öte yandan da Türkiye’nin yeni nesil iş ve yaşam portalı Ontrava’yı yürütüyorum.

1993'te İstanbul'da başlayan hikayem, son 5 yıldır baba memleketim Karadeniz'in cenneti Giresun'a taşınmıştı. Çocukken köyümüzü ziyarete geldiğimde, metropol çocuğu edasıyla "burada nasıl yaşıyorlar" derdim hep içimden. Büyük konuşma derler ya, 5 yıldır buradayım işte :) Ve emin olun yaşanıyormuş. *** Başarının matematikle ölçüldüğü üniversite sınavlarından çıktığımda ben de toplumun içinden gelen klasik bir Türk genci gibi istediğim bölümden ziyade mantığa yönelik tercihlerde bulunmak zorunda kalmıştım. Şuanki aklım olsa ailemin yanından (canım İstanbul'umdan) kalkıp; kilometrelerce uzağa, okumak için can atmadığım bir bölüme gelir miydim bilmiyorum. Çok kaliteli bir eğitimden geçtiğimi de söyleyemem ama yine de Giresun'da hayata dair çok şey kazandığımı söyleyebilirim. İlk başlarda çok zorlandım. Metropol bir şehre nazaran küçük bir doğa harikasına adapte olmak kolay olmadı. Kendime uğraş bulmalıydım. Okula girdikten kısa bir süre sonra kendi bildiğim, ilgilendiğim, sevdiğim ve adeta uğraşmaktan keyif aldığım işlere yöneldim. @GiresunBlog da tam burada doğdu. Böylelikle Giresun'daki boş zamanlarımı sürekli ilgilendiğim sektörle uğraşarak değerlendirmiş oldum. Bu hobim zamanla şehrin ihtiyacına da dönüşmüş oldu. Eğer bugün Karadeniz'in bu en doğal şehrine katkılarım olduysa ne mutlu bana. *** Tam son sınıfa geldiğimdeyse şans bu kez büyük yerden kapımı çaldı ve 30.000 başvuru arasından Türkiye Girişimcilik Vakfı'nın Fellow'u olarak seçildim. Bana açtığı kapılar ve fırsatlar neredeyse geleceğimi tamamen şekillendirmeme vesile oldu. İstanbul'dan uzaktayken kayıp olarak gördüğüm (İngilizce hazırlık dahil) 5 yılımın önemli bir kısmını kısa bir sürede telafi edebildim. Ve ben bugün Giresun Üniversitesi'nden mezun olurken, İstanbul'da beni bekleyen büyük bir iş dünyasının heyecanıyla ayrılıyorum bu şehirden. Eğer kırdığım, üzdüğüm, bana gönül koyan birileri varsa bu topraklarda hepsinden özür diliyorum. Her yaptığım işte elimden tutan ve desteklerini esirgemeyen herkese de teşekkür ediyorum. İyi kalpli yardımsever insanların artmasıyla daha güzel gelecekte buluşabiliriz. Ben artık yuvaya geri dönüyorum uşaklar! Yeşil kalın, doğal kalın, hoşçakalın #giresunblog

A post shared by Fatih Özdemir #Fozdemir (@fozdemircom) on

Bildiğim ve tavsiye edebileceğim tek bir şey var. İsyanınızı hayatın size sunduklarına değil, sizin hayata sunamadıklarınıza karşı yapın.

6 yorum

Yorum bırakın

%d blogcu bunu beğendi: